27 Mart 2009 Cuma

Darwin'den...


Bilim ve sanat, bir kuşun iki kanadı gibidir. Bu iki kanadı kullanabilen toplumlar uçar ve özgür olurlar. Uçamayanlar ise tavuk olur..."Tavuk toplum”, önüne atılan bir avuç yemi gagalarken, arkadan yumurtalarının alındığının farkında bile olmaz!...

25 Mart 2009 Çarşamba

Benjamin Button.......Benzerlik şaşırtıcı

Bu sene Oscar alan Benjamin Button'ın konusunu ilk duyduğumda şaşırdım. Çünkü Pierre Daninos'un 1943 yılında yazdığı ödül alan romanı, “Tanrı Babanın Akıl Defteri”nin konusu ile büyük benzerlikler taşıyordu.
(Kitapta Tanrı'nın bir gün canı sıkılır ve değişik birşeyler yapmak ister bunu da günlüğüne kaydeder ve yaşlı bir çocuk dünyaya gönderir… gittikçe gençleşecek olan yaşlı bir çocuk).

Sonra da bizden biri, Can Yücel'in yıllar önce yazmış olduğu şiir dikkatimi çekti.

Sizce de benzerlik şaşırtıcı değil mi?

HAYATA TERSTEN BASLASAYDIK...


Yaşamın en tatsız tarafı sona eriş seklidir.
Şüphesiz ki yaşamı tersten yasamak daha güzel,
hatta mükemmel olurdu.
Nasıl mı?
Cami'de uyanıyorsunuz. bir tahta sandık içersinde,
Herkes karşınızda saf durmuş, iyiliğinize dua ediyor
Ve tüm haklar helal edilmiş vaziyette.
Tabuttan doğruluyorsunuz, yaslı, olgun ve ağırbaşlı olarak.

Herkes etrafınızda, büyük bir itibar, iltifatlar,
Çocuklar torunlar hepsi hazır.
Arabanıza kurulup evinize gidiyorsunuz.
Doğar doğmaz devlet size maaş bağlıyor, aylık veya
üç ayda bir maaşınızı alıyorsunuz.
Ne güzel, hazır maaş, hazır ev...
Altmışlı yaslara kadar her şey garanti, huzur içinde yaşıyorsunuz.
Sağlığınız gittikçe düzeliyor, kaslar güçleniyor, kuvvetleniyorsunuz.

Bir gün çalışmak istiyorsunuz ve ise ilk
Başladığınız gün size hoş geldin hediyesi olarak
Bir plaket ve altın kol saati veriyor patronunuz..
Ve Genel Müdürlük veya bunun gibi yüksek bir
Makamdan tecrübeli bir insan olarak ise başlıyorsunuz.
Herkes karşınızda elpence divan...
Vücudunuzda da bazı hoşa giden hareketler de başlıyor.
Gittikçe zayıflıyor forma giriyorsunuz.
Diğer hormonal aktiviteler artıyor,
Fevkalade.....
Aman ne güzel günler başlıyor...
Derken bir gün patron size artik 'üniversiteye gitsen daha iyi olur' diyor.
Bu arada babanız ortaya çıkmış, 'fazla çalıştın' diyor.
Artik eve don, isi bırak, okumaya basla, harçlığın benden olsun...

Keyfe bakar mısınız?
Okuduğunuz dersler gittikçe kolaylaşıyor.
Ekmek elden, su gölden bir dönem başlıyor.
Partiler, diskotekler, kızların - erkeklerin sayısı artıyor.
Derken anne ve babanız sizi götürüp getirmeye başlıyor,
Araba kullanma derdi de yok artik...
Günün birinde sizi okuldan da alıyorlar,
'evde otur, keyfine bak, oyuncaklarınla oyna' diyorlar...
Mamanız ağzınıza veriliyor, zaman zaman altınızı bile temizliyorlar,
hatta bu durum alışkanlık yaratıyor ve hiç tuvalet
Kullanmamaya başlıyorsunuz.

Derken anneniz bir gün size süt verme kararını alıyor
ve başka bir keyifli dönem başlıyor.
Mama artik her yerde, her an ve en taze seklinde hazır.
Bir gün karanlık ılık ve sıcak bir ortama giriyorsunuz.
Beslenmek için ağzınızı açmaya dahi gerek yok, bir kordondan besleniyor,
sıcacık, yumuşacık, gurultu ve patırtısız bir ortamda yaşıyorsunuz.
Küçülüyor, küçülüyor, ufacık bir hücre halini alıyorsunuz.

Ve günün birinde müthiş keyifli bir orgazm ile hayatınız bitiyor....

CAN YÜCEL
Bu haydut görünümlü minnoş geçen haftasonu misafirimizdi.
Tabii ki tüm enerjisiyle eve neşe kattı. Umarım en kısa zamanda anlaşabileceği bir aileye kavuşur.

merhaba

Benim de artık bir blogum var.
Görüşmek üzere..
Beni izlemeye devam edin...