16 Ağustos 2010 Pazartesi
Cahit Külebi'den...bir HİKAYE
Ellerin beyaz,
Al tut ellerimi bebek
Tut biraz!
Benim doğduğum köylerde
Ceviz ağaçları yoktu,
Ben bu yüzden serinliğe hasretim
Okşa biraz!
Benim doğduğum köylerde
Buğday tarlaları yoktu,
Dağıt saçlarını bebek
Savur biraz!
Benim doğduğum köyleri
Akşamları eşkiyalar basardı.
Ben bu yüzden yalnızlığı hiç sevmem
Konuş biraz!
Benim doğduğum köylerde
Şimal rüzgarları eserdi,
Ve bu yüzden dudaklarım çatlaktır
Öp biraz!
Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin!
Benim doğduğum köyler de güzeldi,
Sen de anlat doğduğun yerleri,
Anlat biraz!
15 Ağustos 2010 Pazar
sarı domates sarıııı!
Bır yaz gecesi rüyası
Bir yaz gecesi…
Gerçekten rüya gibi bir ortamda, Yıldız Sarayı, Mabeyn Köşkü'nde, son derece keyifi bir oyun izledim dün akşam.
Oyun malumunuz Shakespeare'in elinden çıkmış, eşşiz kelimelerin ustaca biçimlendiği unutulmaz komedi...bir büyü sonucu ortaya çıkan yanlışlıkların sebep olduğu komik olaylar anlatılıyor. Karmaşık aşk ilişkileri, komedi, heyecan ve entrika Shakespeare’in kalemiyle…
Hakan Altıner’in yönettiği, yapımcılığında ve müzikalin şarkı sözlerinde İpek Kadılar Altıner’in imzasını taşıyan, Önder Bali yönetimindeki Kedi Quartet’in eşlik ettiği oyunu daha önce okumuş ve başka oyunculardan izlemiştim. Hatta Kevin Kline'ın oynadığı Mekik'in eşeğe dönüştüğü hali hala gözümün önünde.
Oyuncuların performansı ve sahneye konuş şekli, Yıldız Sarayı'nın mistik atmosferi ve bu 400 yıl önce yazılmış oyunu günümüze taşırken ona eşlik eden çağımıza ait modern melodiler, hepsi o kadar olağanüstü harmanlanmış ki, "büyü"lenmiş bir şekilde büyük bir keyifle izledim.

Tamer Karadağlı, Hale Soygazi, İsmet Üstekin, Akasya Asıltürkmen, Elif Çakman, Erez Ergin Köse, Sertaç Ekici, Eda Gülten, Orçun Kaptan, Adem Yılmaz. Eser Eyüboğlu, Başak Şamlıoğlu, Fahri Öztezcan, Hüseyin Gülhuy, Merve Çaloğlu, Serenay Kazancı, Sertan Can, Tümay Revşan Genç. Zeynep Papuççuoğlu’ndan oluşan kadroda tecrübeli oyuncular maharetlerini ustalıkla döktürürken, genç oyuncular, geleceğin ustaları olacağının sinyalini verircesine ustalarına eşlik ediyorlardı.

Tamer Karadağlı, ’Dokumacı Mekik’ rolüyle inanılmaz, kendisini televizyon dizilerinden sonra tiyatro sahnesinde izlemek büyük zevk...Oyunculuğu konusunda fazla bilgim yoktu, sahnede izleme fırsatım olmamıştı. Bence inanılmaz bir usta. Oynadığı karaktere inanılmaz tatlar katabildiğini gördükten sonra, kendisini daha sık oyunlarda izlemek isterim.
Hale Soygazi ve İsmet Üstekin’in usta oyunculuklarının yanı sıra oyunda rol alan kadrodaki tüm genç isimlerin hepsi birbirinden başarılı, hepsini ayrı ayrı takip etmek gerek.
Yıldız Sarayı, Mabeyn Köşkü açık havada oyunu destekleyen doğal dekoru (ağaçlar, açıkhava, ay, rüzgar vs) ve gizemli atmosferi ile çok doğru bir seçim. Ayrıca sıcaktan bunaldığımız bu günlerde serin bir ortamda oyun izlemek de cabası.
Tüm oyuncuları ayakta alkışlayarak, yüzümüzde geniş bir gülümseme, hafızamıza nefis bir tad ile bir yaz gecesi rüyasının büyülü dünyasından ayrıldık.
3 Ağustos 2010 Salı
TARKAN KONSERİNDEYDİM
Eski şarkıları kadar yeni şarkılarına da eşlik etmeye çalıştık. Yeni şarkılarını yarıyarıya beğendim, dinledikçe daha çok severim diye düşünüyorum.
Tarkan her zamanki gibi keyifli ve enerji doluydu. Yeni ve eski şarkılarını söylerken 1 an yerinde durmadı. Konseri izlemeye gelen Emel Sayın ve Ajda Pekkan'dan tekrar özür diledi, bir önceki gün Semiramis Pekkan'ı "Emel Sayın da aramızda" diye anons ettiği için.
Sahne şovu Tarkan'ın dansları ve siyah zemine yansıtılan görüntüler ile sınırlıydı. Ağırlık Tarkan'daydı. Dans ve benzeri şovlara yer verilse daha doyurucu bir konser olurdu bence.
